Yayınevi Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Hangi yayınevi sorusu, kitabınızın kaç kitapçıya gireceğini, size ne kazandıracağını ve haklarınızın kaç yıl bağlı kalacağını belirler. Yayıncılığın içinden dürüst bir rehber: modeller, sözleşme maddeleri, kırmızı bayraklar ve sorulacak sorular.
Dosyanız bitti. Redaksiyonu yapıldı, defalarca okudunuz, artık gönderilmeye hazır. Şimdi yazarlık yolculuğunun en az yazmak kadar belirleyici olan kararı geliyor: hangi yayınevi?
Bu karar yalnızca kitabınızın basılıp basılmamasıyla ilgili değil. Kitabınızın kaç kitapçıya gireceğini, size ne kazandıracağını, haklarınızın kaç yıl bağlı kalacağını ve ileride başka bir yayıneviyle çalışabilecek misiniz, bunların hepsini belirler.
Bu yazıda yayınevi seçerken bakılması gereken somut şeyleri, sözleşmede gözden kaçırılmaması gereken maddeleri ve uzak durmanız gereken işaretleri anlatıyoruz. Yayıncılığın içinden biri olarak dürüst konuşacağız.
Önce model: üç farklı yol var
Türkiye'de “yayınevi” adı altında birbirinden çok farklı üç çalışma biçimi var. Hangisine baktığınızı bilmeden karşılaştırma yapmak mümkün değil.
| Telifli yayıncılık | Katkı paylı / hibrit | Kendi yayınınız | |
|---|---|---|---|
| Masrafı kim karşılar | Yayınevi | Yazar (kısmen veya tamamen) | Yazar |
| Yazar ne alır | Telif bedeli | Değişir; çoğu zaman kitap stoğu | Satışın tamamı |
| Seçicilik | Yüksek — dosya reddedilebilir | Düşük veya yok | Yok |
| Dağıtım | Yayınevinin ağı | Sözleşmeye bağlı, sıklıkla sınırlı | Yazarın kendi çabası |
| Haklar kimde | Sözleşme süresince yayınevinde | Değişir — mutlaka okunmalı | Yazarda |
Üçü de meşru. Hiçbiri doğası gereği kötü değil — ama biri gibi görünüp diğeri gibi davranan kötüdür. Kendini telifli yayınevi gibi tanıtıp sözleşme masasında yazardan baskı parası isteyen bir yapı, size modelini baştan açıkça söyleyen bir yapıdan daha risklidir.
Bu yüzden ilk sorunuz şu olmalı: “Bu kitabın basım masrafını kim karşılıyor ve ben ne alıyorum?” Cevap net gelmiyorsa, gerisini konuşmaya gerek yok.
Yayınevini araştırırken bakılacak altı şey
Bir yayınevinin ne yaptığını anlamanın en iyi yolu, söylediklerine değil bastığı kitaplara bakmaktır.
1. Katalog. Son iki yılda hangi kitapları çıkarmış? Sizin kitabınız bu katalogda kendine yer bulur mu? Şiir basmayan bir yayınevine şiir dosyası göndermek ikisi için de zaman kaybıdır.
2. Kaç kitap, hangi tempoda. Yılda üç kitap basan bir yayıneviyle yılda altmış kitap basan bir yayınevinin size ayıracağı ilgi farklıdır. İkisinin de avantajı var: küçük yayınevi daha çok emek verir, büyük yayınevi daha çok yere ulaştırır.
3. Kitapların fiziksel hâli. Yayınevinin bir kitabını eline alın. Dizgisi düzgün mü, sayfa düzeni rahat mı, kapak baskısı temiz mi, kâğıt kalitesi nasıl? Sizin kitabınız da aynı özenle basılacak.
4. Editoryal iz. Bastıkları kitapların birkaç sayfasını okuyun. Yazım hatası, bozuk cümle, tutarsız noktalama görüyorsanız o yayınevinde redaksiyon aşaması ya yok ya da ciddiye alınmıyor. Kitabınızı oraya verirseniz, dosyanızı kendiniz yayına hazırlamanız gerekir.
5. Yazarlarına sorun. En değerli bilgi kaynağı budur ve çoğu yazar atlar. Yayınevinin bastığı kitapların yazarlarına ulaşıp deneyimlerini sorun: ödemeler zamanında yapıldı mı, kitap kitapçılarda göründü mü, iletişim nasıldı? Yazarlar bu soruya genellikle açık yanıt verir.
6. Kurumsal süreklilik. Kaç yıldır var? Eski kitapları hâlâ baskıda mı, yoksa katalog bir yıl sonra kuruyor mu? Yayınevi kapanırsa haklarınızın ne olacağı, sözleşmede yazılı değilse uzun bir baş ağrısına dönüşür.
Dağıtım: en çok atlanan, en çok belirleyen madde
Yazarların büyük bölümü yayınevi seçerken telif oranını konuşur, dağıtımı sormaz. Oysa dağıtım olmadan telif oranının bir anlamı yoktur: satılmayan kitabın yüzde yirmisi de sıfırdır.
Sorulması gereken somut sorular:
- Kitap hangi dağıtım şirketiyle çalışıyor?
- Zincir kitapçılara giriyor mu, yoksa yalnızca çevrimiçi satış mı var?
- Çevrimiçi satış sitelerinde ilk kaç haftada listeleniyor?
- Kitabevi raflarında kaç şehirde bulunabilir?
- Tanıtım için ne yapılıyor — sosyal medya, basın bülteni, imza günü, dergi tanıtımı?
Dürüst bir yayınevi bu sorulara abartısız cevap verir, hatta sınırlarını kendisi söyler. “Her kitapçıda olacak” vaadi, küçük ve orta ölçekli yayıncılıkta gerçekçi değildir ve bunu peşinen söyleyen bir yapı diğer konularda da abartıyor olabilir.
Sözleşmede bakılacak yedi madde
Yayın sözleşmesi, telif haklarınızın bir kısmını belirli bir süre için devrettiğiniz hukuki bir metindir. İmzalamadan önce şu maddeleri bulup okuyun. Bulamıyorsanız, eksik olduklarını sorun.
1. Hangi haklar devrediliyor? Yalnızca basılı kitap hakkı mı, yoksa e-kitap, sesli kitap, çeviri, sinema ve uyarlama hakları da mı? Bu hakların hepsini tek sözleşmeyle vermek zorunda değilsiniz.
2. Süre. Sözleşme kaç yıl geçerli? Süresiz ya da çok uzun süreli devirlerde, yayınevi kitabı basmayı bıraksa bile haklarınız yıllarca bağlı kalabilir.
3. Telif bedeli ve hesaplama tabanı. Oranın kendisi kadar, neyin yüzdesi olduğu önemlidir: perakende satış fiyatı mı, yayınevinin dağıtımcıya verdiği fiyat mı? Aynı yüzde, farklı tabanlarda çok farklı para eder. Ödemenin ne zaman ve hangi sıklıkla yapılacağı da yazılı olmalı.
4. Baskı adedi ve tükenme. İlk baskı kaç adet? Kitap tükendiğinde yeni baskı zorunluluğu var mı, yoksa yayınevinin takdirine mi bırakılmış?
5. Hakların geri dönmesi. Kitap baskıda değilse ya da belirli bir süre satışta tutulmadıysa, hakların yazara dönmesini sağlayan bir madde var mı? Bu, sözleşmenin en kıymetli maddelerinden biridir ve çoğu standart metinde yoktur.
6. Editoryal müdahale sınırı. Metinde değişiklik yapılacaksa onayınız alınacak mı? Kapak ve başlık kararında söz hakkınız var mı?
7. ISBN ve bandrol kimin adına? Bu ayrıntı küçük görünür ama yayımcıyı belirler. ISBN hangi yayımcı adına alınırsa, kitabın resmî yayımcısı o olur. Kendi yayınınızı yaptırıyorsanız bunun sizin adınıza olması gerekir. Süreci ISBN ve bandrol yazımızda ayrıntılı anlattık.
Son olarak: tereddüt ettiğiniz bir sözleşmeyi imzalamadan önce bir hukukçuya ya da meslek birliğine danışmanız yerinde olur. Burada anlattıklarımız yol gösterici bilgidir, hukuki görüş değildir. Telif hakkının kendisini ayrı bir yazıda ele aldık.
Uzak durulması gereken işaretler
Bunların her biri tek başına kesin kanıt değildir; ama birkaçı bir aradaysa durup düşünün.
- Dosyayı okumadan kabul. Bir yayınevi dosyanızı okumadan “bastırabiliriz” diyorsa, ölçüsü metnin niteliği değil demektir.
- Her dosyayı övme. Gelen her dosyaya “muhteşem bir eser” denen yerde eleştirel bir editoryal göz yoktur.
- Modelin gizlenmesi. Masrafı kimin karşıladığı konusu dolanıp duruyorsa, net cevap alana kadar ilerlemeyin.
- Aciliyet baskısı. “Bu fiyat bu hafta geçerli”, “kontenjan doluyor” gibi cümleler yayıncılığın değil satış tekniğinin dilidir.
- Yazılı sözleşme olmaması. Sözlü anlaşma, kitap satılmaya başladığında hiçbir şeyi korumaz.
- Telif ödemesi yerine yalnızca kitap verilmesi. Bu bazı modellerde normaldir, ama size telifli yayıncılık anlatıldıysa değildir.
- Referans verememe. Bastığı kitapların yazarlarıyla konuşmanıza gönülsüz bakan bir yayınevi, konuşmanızı istemediği bir şey olduğunu düşündürür.
- Kataloğun görünmezliği. Çıkardığı kitapları kitapçılarda ya da satış sitelerinde bulamıyorsanız, dağıtım yoktur.
Reddedilmek bir ölçüdür
Son bir şey. Telifli yayınevleri gelen dosyaların çok küçük bir bölümünü kabul eder; bu, yayıncılığın doğasıdır. Reddedilmek dosyanızın kötü olduğu anlamına gelmez — yayınevinin o dönemdeki programına, bütçesine ve yayın çizgisine uymadığı anlamına da gelebilir.
Buna karşılık, hiç reddetmeyen bir yapının kabulü de bir şey ifade etmez. Seçicilik bir yayınevinin yazara verdiği en sessiz güvencedir.
Dosyanız birkaç yerden geri döndüyse, bunu bir eleme değil geri bildirim olarak okuyun. Red mektuplarında bazen tek bir cümlelik gerekçe olur ve o cümle çok şey anlatır. Gönderim öncesi hazırlığı ayrı bir yazıda ele aldık; dosyanın redaksiyondan geçmiş olmasının ilk izlenime etkisini de burada anlattık.
Yayınevine sorulacak on soru
Bir yayıneviyle görüşmeye oturduğunuzda yanınızda bulunsun:
- Basım masrafını kim karşılıyor, ben ne alıyorum?
- Telif bedeli hangi tutarın yüzdesi ve ne sıklıkla ödeniyor?
- Sözleşme kaç yıllık, hangi hakları kapsıyor?
- Kitap baskıda kalmazsa haklarım bana döner mi?
- İlk baskı kaç adet, kaç adedi bana veriliyor?
- Hangi dağıtımcıyla çalışıyorsunuz, hangi kitapçılara giriyor?
- Redaksiyon ve son okuma sizde mi, bende mi?
- Kapak ve başlık kararında söz hakkım var mı?
- ISBN ve bandrol kimin adına alınacak?
- Tanıtım için ne yapıyorsunuz?
Bu soruları sormaktan çekinmeyin. İyi bir yayınevi bu soruları sorulduğu için rahatsız olmaz; aksine, ne yaptığını bilen bir yazarla çalıştığını anlar.
Dosyanız hangi yola gidecekse
Düzelti olarak on beş yıldır metin üzerinde çalışıyoruz; Zuzu Kitap ile yayıncılık tarafında da bulunuyoruz. Bu yüzden şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz: iyi hazırlanmış bir dosya, hangi yola giderse gitsin avantajlıdır. Telifli bir yayınevine gönderiyorsanız ilk izlenimi belirler; kendi yayınınızı yapıyorsanız okurla aranızda duran tek şeydir.
Dosyanızı göndermeden önce bir göz geçirmesini isterseniz kitap redaksiyonu ve son okuma hizmetlerimize bakabilirsiniz. Bir bölümüne uyguladığımız ücretsiz örnek çalışmayla nasıl yaklaştığımızı kendi metniniz üzerinde görebilirsiniz. Bize yazın, dosyanızı konuşalım.
Sık sorulan sorular
Telifli yayınevi ile katkı paylı yayınevi arasındaki fark nedir?
Telifli yayıncılıkta basım masrafını yayınevi karşılar, yazara telif bedeli öder ve dosyaları seçerek kabul eder. Katkı paylı (hibrit) modelde masrafı yazar kısmen ya da tamamen karşılar, seçicilik düşüktür ve yazara ödeme yerine çoğu zaman kitap stoğu verilir. İkisi de meşrudur; sorun, biri gibi görünüp diğeri gibi davranan yapılardadır.
Yayınevi benden para istiyorsa kötü bir yayınevi midir?
Hayır, tek başına kötü olduğunu göstermez; katkı paylı yayıncılık dünyada da yaygın bir modeldir. Belirleyici olan şeffaflıktır: masrafı kimin karşıladığı, karşılığında ne alacağınız ve dağıtımın kapsamı baştan net söylenmeli ve yazılı sözleşmede yer almalıdır. Modelini gizleyen ya da size telifli yayıncılık anlatıp sonra baskı parası isteyen yapılardan uzak durun.
Yayın sözleşmesinde en çok neye dikkat etmeliyim?
Üç maddeye: hangi hakların devredildiğine (yalnızca basılı kitap mı, e-kitap, sesli kitap, çeviri ve uyarlama da mı), sözleşmenin süresine ve hakların geri dönme koşuluna. Kitap baskıda kalmadığında hakların yazara dönmesini sağlayan madde sözleşmelerin en kıymetli ama en sık eksik olan maddesidir.
Telif oranı ne kadar olmalı?
Oranın kendisi kadar neyin yüzdesi olduğu önemlidir. Aynı yüzde, perakende satış fiyatı üzerinden hesaplandığında ile yayınevinin dağıtımcıya verdiği fiyat üzerinden hesaplandığında çok farklı tutarlar eder. Sözleşmede hesaplama tabanının, ödeme sıklığının ve ödeme zamanının yazılı olmasını isteyin.
Bir yayınevinin güvenilir olup olmadığını nasıl anlarım?
Söylediklerine değil bastığı kitaplara bakın: son iki yılın kataloğunu, kitapların dizgi ve baskı kalitesini, metinlerde redaksiyon izi olup olmadığını inceleyin. En değerli adım ise o yayınevinin yazarlarına ulaşıp ödemelerin zamanında yapıldığını, kitabın kitapçılarda göründüğünü ve iletişimin nasıl olduğunu sormaktır.
Dağıtım neden telif oranından önemli?
Satılmayan kitabın yüzde yirmisi de sıfırdır. Hangi dağıtımcıyla çalışıldığını, zincir kitapçılara girip girmediğini, kaç şehirde bulunabileceğini ve tanıtım için ne yapıldığını sorun. Dürüst bir yayınevi sınırlarını kendisi söyler; 'her kitapçıda olacak' vaadi küçük ve orta ölçekli yayıncılıkta gerçekçi değildir.
Dosyam reddedilirse ne anlama gelir?
Telifli yayınevleri gelen dosyaların çok küçük bir bölümünü kabul eder. Red, dosyanızın kötü olduğu anlamına gelmez; yayınevinin o dönemdeki programına, bütçesine veya yayın çizgisine uymadığı anlamına da gelebilir. Tersi de doğrudur: hiç reddetmeyen bir yapının kabulü bir ölçü sayılmaz.