Yalınlığın Gücü: Gereksiz Sözcükleri Avlayın
Sadelik, yavanlık değildir: amaç metni kısaltmak değil yoğunlaştırmaktır. Metni şişiren dolgu sözcükleri, anlamı tekrarlayan ifadeleri ve ağırlaştıran yapıları örneklerle ele aldık.
Yazmak, bir heykeltıraşın mermeri yontmasına benzer. İlk aşamada önemli olan fikrin kâğıda dökülmesidir; ama asıl iş, o kütlenin içinden fazlalıkları ayıklayıp esere formunu kazandırmaktır.
Redaksiyonun en dönüştürücü adımlarından biri de budur: metni şişiren, okurun nefesini kesen ve anlatımın gücünü sessizce törpüleyen sözcükleri ayıklamak. Çoğu yazar metnini daha etkileyici kılmak için süslü ifadelere sığınır. Oysa etkili yazının altın kuralı sadeliktir.
Dikkat: sadelik, yavanlık değildir. Amaç metni kısaltmak değil, yoğunlaştırmaktır. Aynı anlamı daha az sözcükle söylediğinizde, kalan sözcüklerin her biri güçlenir.
Metni zayıflatan görünmez düşmanlar
Dilimizde öyle sözcükler vardır ki cümleyi zenginleştiriyormuş gibi görünür, aslında yalnızca yer kaplar. Bunlara dolgu sözcükler denir.
En yaygın olanları: aslında, oldukça, son derece, gerçekten, çok, bir nevi, bir şekilde, kesinlikle, tamamen, yani, açıkçası.
Bunlar tek başına yasak değildir; yerinde kullanıldığında vurgu katarlar. Sorun, refleks hâline geldiklerinde başlar. Farkı görün:
| Şişkin | Yalın |
|---|---|
| Aslında bu konu gerçekten oldukça önemli bir meseledir. | Bu konu önemlidir. |
| Kesinlikle eminim ki bu karar son derece doğru bir karardır. | Bu kararın doğru olduğuna eminim. |
| Bir şekilde bu durumu çözmemiz gerekiyor bir an önce. | Bu durumu bir an önce çözmeliyiz. |
Anlamı tekrarlayan ifadeler
İkinci grup daha sinsidir: anlamı zaten içinde olan bir sözcüğü tekrarlamak. Bunlar kulağa doğal geldiği için fark edilmez.
| Fazlalık | Doğrusu | Neden |
|---|---|---|
| geri iade etmek | iade etmek | "iade" zaten geri vermek demek |
| en ideal | ideal | "ideal" zaten en üstün derece |
| yaklaşık 10 civarında | yaklaşık 10 | ikisi de tahmin bildiriyor |
| şu andaki mevcut durum | mevcut durum | "mevcut" zaten şu an demek |
| ilerleyen zaman içerisinde | zamanla | üç sözcük bir sözcüğün işini yapıyor |
| kendi şahsi görüşüm | görüşüm | "görüşüm" zaten kişisel |
Ağırlaştıran yapılar
Sözcük düzeyinin ötesinde, cümleyi ağırlaştıran birkaç yapı vardır.
Gereksiz edilgen çatı. "Yapılmıştır, edilmiştir" kalıpları eylemi kimin yaptığını gizler ve metni cansızlaştırır. Akademik metinlerde bir ölçüde gereklidir; ama her cümlede kullanıldığında anlatım donuklaşır.
- Şişkin: Konuya ilişkin bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
- Yalın: Konuyu değerlendirmeliyiz.
Fiilin isimleştirilmesi. Eylemi isme çevirip yanına zayıf bir fiil eklemek, cümleyi uzatır.
- Şişkin: karar verme işlemini gerçekleştirdi → Yalın: karar verdi
- Şişkin: bir artış göstermiştir → Yalın: artmıştır
Zincirleme tamlamalar. Üç dörtten fazla ismin arka arkaya dizilmesi okumayı zorlaştırır.
- Şişkin: okul müdürünün odasının kapısının kolu
- Yalın: müdürün oda kapısının kolu
Uygulamalı bir örnek
Bütün bunları tek bir paragrafta görelim.
Öncesi (52 sözcük):
Aslında şunu belirtmek gerekir ki, günümüzde ilerleyen teknoloji sayesinde birçok insan tarafından kullanılmakta olan sosyal medya platformları, bir şekilde iletişim biçimlerimizi kesinlikle çok ciddi bir şekilde değiştirmiş durumdadır ve bu durum göz ardı edilmemesi gereken son derece önemli bir olgu olarak karşımızda durmaktadır.
Sonrası (17 sözcük):
Sosyal medya iletişim biçimlerimizi köklü biçimde değiştirdi; bu, göz ardı edilemeyecek bir olgudur.
Sözcük sayısı üçte birine indi — ama hiçbir anlam kaybolmadı. Kaybolan tek şey gürültüydü.
Nasıl avlanır? Pratik yöntem
Bu turu kendi metninizde yapmak için üç adım yeterlidir:
1. Kendi dolgu sözcüklerinizi bulun. Her yazarın alışkanlıkları farklıdır. Kelime işlemcinizin "bul" özelliğiyle "aslında", "oldukça", "gerçekten", "bir şekilde" gibi sözcükleri tek tek aratın. Kaç kez kullandığınızı görmek çoğu zaman şaşırtıcıdır.
2. Silme testi uygulayın. Her birinde şunu sorun: Bunu çıkarırsam ne kaybederim? Cevap "hiçbir şey" ise çıkarın. Cümle güçlenecektir.
3. Cümleyi yeniden kurun. Bazı fazlalıklar sözcük silmekle çözülmez; cümlenin yapısından gelir. Bu durumda cümleyi baştan kurun.
Bu turu diğer gözden geçirme teknikleriyle birlikte uygulamak isterseniz sekiz pratik teknik yazımıza bakabilirsiniz.
Nerede durmalı? Sadeliğin sınırı
Bir uyarı gerekiyor: her uzun cümle kusurlu değildir.
Edebî metinlerde uzun ve dolambaçlı bir cümle, bilinçli bir ritim tercihi olabilir. Bir karakterin telaşını, bir düşüncenin dağınıklığını ya da bir manzaranın genişliğini uzun cümle taşır. Böyle bir cümleyi "sadeleştirmek", metnin ruhunu öldürmek olur.
Ölçü şudur: Fazlalık, hiçbir işe yaramayan şeydir. Bir sözcük ritme, vurguya ya da tona hizmet ediyorsa fazlalık değildir. Silme testinde "hiçbir şey kaybetmem" diyemiyorsanız, o sözcük yerinde duruyor demektir.
İyi bir redaktörün en önemli niteliği de burada ortaya çıkar: kusur ile tercihi ayırt edebilmek. Bu ayrımı "Redaksiyon Nedir?" rehberimizde ele aldık.
Metniniz için profesyonel bir göz
Fazlalıkları ayıklamak, metni tek başına belirgin biçimde güçlendirir. Ama kendi metninizde bunları görmek zordur; çünkü o sözcükleri siz yazdınız ve size doğal gelirler.
Metninizi bu gözle ele almamızı isterseniz redaksiyon hizmetimizle yanınızdayız; kitap dosyaları için yayına hazırlık sürecimiz de bulunuyor. Bir bölümünüze uyguladığımız ücretsiz örnek redaksiyonla farkı kendi metniniz üzerinde görebilirsiniz. Bize yazın.
Sık sorulan sorular
Dolgu sözcük nedir?
Cümleye anlam katmadan yalnızca yer kaplayan sözcüklerdir: aslında, oldukça, son derece, gerçekten, bir nevi, bir şekilde gibi. Tek başına yasak değillerdir; yerinde kullanıldığında vurgu katarlar. Sorun, refleks hâline gelip her cümlede tekrarlandıklarında başlar.
Bir sözcüğün gereksiz olduğunu nasıl anlarım?
Silme testi uygulayın: 'Bunu çıkarırsam ne kaybederim?' diye sorun. Cevap 'hiçbir şey' ise çıkarın, cümle güçlenecektir. Sözcük ritme, vurguya ya da tona hizmet ediyorsa fazlalık değildir; o zaman yerinde duruyor demektir.
Sadeleştirmek metni yavanlaştırmaz mı?
Amaç kısaltmak değil yoğunlaştırmaktır. Aynı anlamı daha az sözcükle söylediğinizde kalan sözcüklerin her biri güçlenir. Yavanlık, sözcük azlığından değil; anlamın ve ritmin kaybolmasından doğar. Doğru sadeleştirme anlamı korur, gürültüyü atar.
Uzun cümle her zaman hata mıdır?
Hayır. Edebî metinlerde uzun ve dolambaçlı bir cümle bilinçli bir ritim tercihi olabilir; bir karakterin telaşını ya da bir düşüncenin dağınıklığını taşıyabilir. Böyle bir cümleyi sadeleştirmek metnin ruhunu zedeler. Ölçü uzunluk değil, işlevdir.
Kendi dolgu sözcüklerimi nasıl bulurum?
Kelime işlemcinizin 'bul' özelliğini kullanın: 'aslında', 'oldukça', 'gerçekten', 'bir şekilde' gibi sözcükleri tek tek aratın ve kaç kez kullandığınızı görün. Her yazarın alışkanlıkları farklıdır; birkaç metin sonra size özel bir liste oluşur.
Akademik metinlerde de edilgen yapıdan kaçınmalı mıyım?
Akademik yazıda edilgen çatı bir ölçüde gereklidir ve gelenektir. Ancak her cümlede kullanıldığında anlatım donuklaşır ve eylemi kimin yaptığı görünmez olur. Ölçülü kullanmak, gerekmediği yerlerde etken yapıya dönmek metni belirgin biçimde canlandırır.